• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/tekgozkoyu/?fref=ts
Giresun Tanıtım
Sevgili Seyfullah Çiçek Hocamızın Yazısı

Giresun "BÜYÜKŞEHİR" mi? Oluyor.



Evet, yanlış okumadınız. Giresun da “Büyük şehir” oluyor.

 

ESKİŞEHİR, KIRŞEHİR, NEVŞEHİR…

GİRESUNBÜYÜKŞEHİR!

Evet, yanlış okumadınız.

Giresun da “Büyük şehir” oluyor.

“Nasıl mı?” demeyin, yazımızı sonuna kadar okuyun!

Sırgan ve kabağı bilirsiniz.

Sevgili ve sevimli komşumuz Ordulular bizimle “sırgancı” diye kafa bulurken, biz de onlara“kabakçı” diye takılmayı severiz, yıllar yılı.

Sırgan ve kabak deyip geçmeyelim.

İkisinin de sayılamayacak kadar yararı var.

Amma velakin…

Yaptığım araştırmaya göre yararları açısından kabaksırganın bir adım önünde

görünüyor.

Niye mi bir adım önde?

“ZİHNİ AÇAR” mış da ondan!

İşte somut kanıtı.

Biz Giresunlular ipteki cambazı seyretmeye devam ede duralım…

Komşumuz Ordu, “hokus-pokus, abrakadabra” deyip…

Şapkadan tavşan çıkardı.

Yani…

Sonunda “Büyük Şehri” kapıverdi.

Yasaya göre,  “büyükşehir” olmanın tek şartı, 750 bin nüfusu bulmak.

Oysa, 2011 yılı Adrese Dayalı  Nüfus Kayıt Sistemi’ne  göre Ordu’nun nüfusu

714.390.

Bu rakamı tutturmak için 35.610 kişiye daha ihtiyaç var, değil mi?

“N’olamaz, bu kadar kişiyi bulmak imkansız”, demeyin.

İşte “kabağın yararları” bundan sonrası için devreye giriyor.

Sevgili komşularımızın 35.610 rakamını bulmaları bir yana…

“21.960’ı da bonusu olsun” diyerek, bir yıl içinde sayıyı 771.960’a çıkararak…

Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi bile garantilemişler.

Ordulu kardeşlerimizi yürekten kutluyor, hayırlı olmasını diliyoruz.

Bizim sevgili Şadi (Kaya) de;

“-Ne diyun bu işe Hoca?” diye, önümüze kocaman bir zarf atmış.

Şadi’nin bu sorusunu, çok bilinen bir deyimi hatırlatarak cevaplamak istiyorum:

 “Nato kafa, nato mermer”.

Yunanca okunuşu, “Na to kefari, na to mermari ” olan bu deyimin Türkçe anlamı da

şöyle:

“İşte kafa, işte mermer!”

Yani, “Ha kafa, ha mermer (taş da diyebiliriz), hiç farkı yok” anlamına…

Biz bu duruma uyanlara yöresel tabirle kısaca, “Got gafa” deriz.

Ordulu komşularımızın saksısı saat gibi çalıştığına göre, sevgili Şadi’nin sorusunun

cevabı da kendiliğinden çıkıyor ortaya:

“İşte kabak, işte zeka”!

E, sağımız (Trabzon) Büyükşehir, solumuz (Ordu) Büyükşehir.

Oturup ağlayacak halimiz yok ya.

Bir zamanlar ünlü bir büyüğümüz:

“Meşruiyet içinde çare tükenmez” demişti.

Öyleyse ne duruyoruz.

Bugünden tezi yok, başlayalım…

“Asiye nasıl kurtulur”un, pardon, “Giresun nasıl Büyük şehir olur?”un çarelerini

aramaya.

Ben şimdiden başladım bile!

Sayın Başbakanımız’ın, en az üç çocuk projesinin Giresun’da aktif hale getirilmesi

için sevgili Hasan Turan önderliğinde kampanyalar başlatalım?

Ama bu mümkün değil çünkü…

Giresun nüfusunun ezici çoğunluğunu; çocuk yapma yaşını çoktan gerilerde bırakıp,

kepenkleri kapatmış gocamanlar oluşturuyor.

Gurbetteki hemşehrilerimizi kapı kapı dolaşıp, tersine göç için ikna çalışmalarına

koyulup…

            Mesela, sevgili Halil Kütük öncülüğünde ABD’deki New Yağlıdere nüfusunu geri getirmekle işe başlayalım.

I-ıh, bu da olmaz!

İş, aş sahası olmayan Giresun’a geri dönüşe;  ununu elemiş, eleğini duvara

asmış benim gibi tuzu kurular katkıda bulunabilir ancak.

O da, devede kulak kalır.

E peki, nasıl olacak bu iş?

Hah şimdi bir çare daha geldi aklıma.

Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa gibi…

Bileşik isimli…

Eskişehir, Nevşehir, Kırşehir  gibi, “şehir”  tamlamalı illerimiz yok mu?..

Var.

E, al sana:

“Büyükşehirgiresun” ya da “Gieresunbüyükşehir”!

Uymaz mı?

Uysa da uymasa da biz uydurduk işte!

Sırganla beslenen bir kafadan çıkacak fikir de ancak bu kadar olur!

Ne o sevgili Şadi, bakıyorum kıs kıs gülüyorsun.

Gül köftehor gül, peşin “Büyükşehri” görünce, benim bile gülesim…

Hatta kahkahalar atıp, makaraları koyuveresim geldi!

                                   ***

 

AHMET TÜRK(İYELİ)!

 “Kürt Sorunu”, “Terör Sorunu…derken…

            İş geldi dayandı ırkçılık tartışmalarına.

            Artık varsa yoksa…

            “Türk”  üst kimliği yerine “Türkiyeli” üst kimliğini oturtmak.

            Hadi kökeni Türk, Kürt, Zaza, Laz, Çerkez, Gürcü, Arnavut, Rum, Ermeni, Musevi, Roman… olup da,  “Biz Türküz arkadaş” diye haykıran kahir çoğunluk dikkate alınmıyor.

            Bari Ahmet Türk’e ayıp edilmesin!

            Adamcağız dedelerinden miras kalan Türk soyadını terk edip…

            Bu yaştan sonra Ahmet Türkiyeli mi olacak, yani?

                                               ***

Yazı : Seyfullah Çiçek

  
908 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın