Sanat-Edebiyat


Yöre Sözlüğü A-Z    08.02.2012

YÖREMİZDE AY İSİMLERİ

 

 OCAK

ZEMHERİ

ŞUBAT

GÜCÜK

MART

MART

NİSAN

APRUL

MAYIS

OT KAZMA AYI

HAZİRAN

KİRAZ AYI

TEMMUZ

ORAK AYI

AĞUSTOS

ASUS FINDIK AYI

EYLÜL

CEVİZ AYI

EKİM

DÖKÜM AYI

KASIM

ÜZÜM AYI

ARALIK

KARAKIŞ AYI

 

 

YÖRESEL ŞİVELERİMİZ


 

 

 




AYAMA=AD, LAKAP

 


ALAMUK =BULUTLU HAVA VE GÜNEŞLİ HAVANIN BİR ARADA OLMASI

 

ANDIR=İŞE YARAMAYAN

AŞAK = EĞERCEĞE TAKILAN BAŞLIK

AFUR = AHIR

ALAF = YEŞERMİŞ AĞAÇ DALLARI

AMEL = İSHAL OLMAK

ANLAK = AÇIK ALAN

ANNAK = MEYDAN

ANNAKLAMAK = BAKMAK

AYAM = HAVA DURUMU

AVRUZ, AVUZ = DOĞURAN İNEĞİN İLK SÜTÜ

 

 




 

BAYAK = BİRAZ ÖNCE

BILDIR = GEÇEN YIL

BICAKLIK = MUTFAK

BIZIKLAMAK = HIZLA KOŞMAK-ZIPLAMAK

BİBİ = HALA

BOSTAN = SALATALIK

BÖÖN = BUGÜN

BUHLAMAK = TERLEMEK

BUYMAK = ÜŞÜMEK

BÜNGÜLDEMEK = YERİNDE DURAMAMAK

 


 

CAANAK=SAĞANAK


CANK ETTİRMEK:ELLE TOKAT ATMAK

 

CAPLAMA = ÇATI MALZEMESİ (ÇITA)

CAANAK = ÇOK YAĞMUR YAĞMASI

CIZLAVİT =LASTİK AYAKKABI


CIBIT=ISLANMAK

 

CIBBAN = ALKIŞ 

CILK = BOZUK YUMURTA-SULU

CİLMÜK = KÜÇÜK ODUN PARÇASI


CINGAN= YARAMAZ, ÇİNGENE, ROMAN

 

COLAP = ERİMEKTE OLAN KAR

CÜCÜK = CİVCİV

 


 

 

ÇANGAL = FASULYE SIRIĞI

ÇAVUN = İZ

ÇEBİÇ = KEÇİ

ÇELLEMEK = ÜŞÜMEK-DONMAK

ÇENCİK = KAPI MANDALI

ÇENTİ = PAZAR ÇANTASI

ÇIPIR = KARIŞIK RENKLİ DERLEYEN :B.HIDIR

ÇITIMAN = SALATALIK SARMA AĞACI

ÇIRAKMAN = KÜÇÜK GAZ LAMBASI KOYMA ARACI

ÇITIL = KARIŞIK OLAN

 

ÇITAK= HASIR YAPILAN BİR ÇEŞİT OTSU BİTKİ

 

ÇITTAK = ATEŞ 

ÇİMMEK = YIKANMAK

ÇİVİT = MEYVENİN ÇEKİRDEĞİ

ÇORT = TİKEN-BÖRTLEN

ÇOŞURMAK = TOPARLAMAK 

ÇÖÖR = MISIRIN YERDE KALAN SAPI

ÇANGAL=FASULYEYİ SORMAYA YARAYAN DAL

 

 




 

DARU = MISIR

DAYANÇA = DESTEK

DEZE = TEYZE

DEBERMEK:KARIŞTIRMAK

DEPE BIZDIK = TAKLA ATMAK

DIBIÇ = KÖTÜ ANLAMDA

 

DIGIL = FASÜLYE

DIRMAÇ = YÜK TAŞIMA İPİ

DOBUÇ:SAĞIR

DİTMEK = TIRNAKLA KARIŞTIRMA

DİZME = EVİN ODA BÖLMESİ

DİVİLDEMEK = ÇOK HAREKETLİ

DOH, DUH = DİKKAT ÇEKMEK

DOZURİK = DELİK FINDIKTAN YAPILAN OYUNCAK

DORANCALIK = BACA


DONULCA=YABANİ BAL ARISI

 

DÜDEK = OLGUNLAŞAN ÇİCEK TOMURCUĞU

DONULCA=BAL ARISIOLGUNLAŞMAMIŞ MEYVA

DASTAR:KİLİM

 

 




 

ECÜNNÜ = CİN

EĞERCEK = YÜNDEN İPLİK YAPMA ARACI

EEN:ÜST-BAŞ

ELMEK = AVUÇ DOLUSU

ERZAHIR = ÇOK BÜYÜK (YILAN)

ESENTELİK = DELİLİK

ESSAH = CİDDİ

ESÜK = RÜZGAR

EŞİK = KAPI GİRİŞİ

EVMEK=ACELE ETMEK

 

EVELİ = ESKİDEN

EVŞÜN = EKMEK ÇEVİRME ALETİ

EVZA = KİRBİT

 

 




 

FAŞIRATMAK = KÖTÜ ANLAMDA CÜMLE

FANİLA = ATLET 

FERİK=İLK YUMURTA VERECEK TAVUK

FIRAKLU = BAHÇE KENARINA ÖRÜLEN ÇİT 

FIŞIRGUN = FIRTINA

FIŞIRTMAK = FIRLATMAK

FOLLUK = TAVUK YUMURTLAMA YERİ

 FOLTAK = BÜYÜK

GABARTTAK = TAM OLMAMIŞ HAM MEYVA

GABUT = PALTO

GALDİRİK = ZILBIT YAPRAĞI

GÜLLÜK=SÜS BİTKİSİ

GALEZE=İŞ YOĞUNLUĞU

GALUK = EVLENMEMİŞ EVDE KALMIŞ

GANBAK = KEL

GANCIK = DİŞİ

GAPCUK = YARANIN KABUĞU

GATIK = AYRAN

GAVSUL = KABUK

GECİN = FASULYA SAMANI

GEÇEK = MERDİVEN

GELBERİ = TIRMIK

GELEK = YAPRAK-SAYFA

GENDEME = OLGUNLAŞMAMIŞ MISIR

GIBCIRTMAK = KOŞMAK

GICIRUK = TATTİRİVALLİ AĞACI

GIGALAK = UYUŞUK 

 

GINDIRA= HASIR OTU

GIRAN = TEPE

GİREBİ = BURUNLU KÜÇÜK BALTA

GOPÇA = DÜĞME

GOPMAK = KOŞMAK

GOROK, FORUK = İÇİ BOŞ YEMİŞ, AĞZINDA DİŞİ KALMAMAK

GOZAK = HAM MEYVA

GOYA = HALINCA-KENDİNCE

GÖCCEK = GÖZLÜK

GÖYNEK = GİYİM EŞYASI 

GÖĞNÜ=OLGUNLAŞMIŞ

GUVAK = SAÇTAKİ KEPEK

GUYTAK = ÇUKUR

GÜDÜNE = MISIRI AYRILMIŞ KOZA

 



 

HABURA = BURASI

HAVRUZ=ÇOCUĞUN LAZIMLIĞI

HAÇAN = NİÇİN

HACCAK = GÜZEL

HALINCA = KENDİNCE

HARAR = BÜYÜK SEPET DERLEYEN :B.HIDIR

HARK = SU YOLU

HARPITMAK = YEMEK

HARTAMA = ÇATIDA KULLANILAN İNCE TAHTA

HAYİH, HEEH = ANLAMADIM

HEDİK = KARDA YOL AÇMA ARACI (KASNAK)

HEMİDE = GERÇEKTEN

HENNÜK=HAVANIN SİSLİ OLMASI

 

HEDER= HEBA ETME, BOŞA HARCAMA


HEZEROLSUN=YAZIKLAR OLSUN

 

HIŞIR = HAYVAN YİYECEĞİ

HIŞIR OLMAK = ÇOK YORULMAK

HILTAK = BOL ANLAMINDA

 

 HITIR = EZİLMİŞ MISIR

HIZAN = ÇOCUK

HOORA = ORASI

HOPCURAMA = ZIPLAMA

HÖLÜMEK = ISLANMAK

HÖŞÜL OLMAK = ÇOK YORULMAK, BUNALMAK

 



 

IMUK = SICAK

IYMAK = SERMEK

IŞIMAK = SABAH OLMAK

 



 

İÇLİK = GÖMLEK

İDARE = KÜÇÜK GAZ LAMBASI

İSTİ = SICAK 

İSKEMBİ=OTURMA ARACI

 



 

KAŞ = DİK-BAYIR

KEF = KİR

KELÇÜK = ELMA ARMUT ARTIĞI

KAVSUL,GAVSUK =FINDIĞIN DIŞI 

 

KEME = FARE

KEMRE = HAYVAN GÜBRESİ 

KENEF = TUVALET 

KESEK = ODUN PARÇASI 

KEŞİK = SIRA

KILTİK, KİDDİK = KÜÇÜK SABUN

KOPCA = DÜĞME 

KÖSMÜK = SİGARA İZMARİTİ

KöŞET=KOLLAMA, YOLUNU ARAMA

 

KÜFE = HAYVANLARIN YAL KABI

KÜLEK = AYRAN KABI

 



 

LÖÇ = ISLAKLIK

 



 

MAHNALIK = SEBEP-DAYANAK 

MAKSUS = YALANDAN

MEŞREBE,MEŞEBE = SU KABI

MEEL = KAZMA

MIH = ÇİVİ

MIYILTI = SÜNEPE

MIRAS =NAYLONDAN,TAŞTAN  VEYA AĞAÇTAN YAPILMIŞ MİSKET 

MÖRÇ = TOKAT

MUDARA = SAĞLAM OLMAYAN

MURAS = AĞAÇTAN YAPILMIŞ EBE

MÜKEM = SAĞLAM

 



 

NACAK = KÜÇÜK BALTA

NEY = ANLAMADIM

 



 

ORA = BAYANIN ERKEĞİNE HİTAP ŞEKLİ

ORAK=OT BİÇME ARACI

OTTUK = HAYVAN YİYECEĞİ İÇİN YIĞIN

 

OTLUK=BİR ÇEŞİT LAHANA YEMEĞİ

 



 

ÖĞÜNNÜK = DEĞİRMENDE ÜĞÜTÜLEN UN

ÖSEFİ = ODUNUN YANA YERİ

ÖTÜRMEK = İSHAL OLMAK

ÖVEZ = KÜÇÜK SİNEK

ÖYMEK = SÜRMEK

 



 

PALDIR = YEŞİLLİKLE KAPALI YER

PAKLA = FASULYE

PASA = DEVAMLI

 

PANGAVUK= KABARIP SU TOPLAMIŞ, KABUK BAĞLAMIŞ YARA


PASTAF= YALAN

 

PALÇIK = YAĞMURDA ISLANMAK


PARKE=MONT

 

PE = BAHÇE DUVARI

PIRANGITMAK = DÜŞMEK

PIYIKMAK = KOŞMAK

PİNEKLİK = TAVUK YATMA EVİ

 



 

SACIYAK = ATEŞİN ÜZERİNE KAP KOYMA ALETİ

SARINCALI=YABANİ ARI

SADIR = SİDİK


SARINCALI=YABAN ARISI

 

SAVAK = SUYUN YOLUNU DEĞİŞTİRME

SAZAK = BATAKLIK

SEF = YANLIŞ

SİFT = İLK (BİRİNCİ)

 

SİFTİYE=BİRİNCİ KİŞİ OLMAK

SİNMEK = SAKLANMAK

ŞALAK = SALATALIĞIN GEÇKİNİ

SAZAK = HAYVAN SİDİĞİ BİRİKİNTİSİ 

SİMELEK = ELİ YAVAŞ

ŞAMDAN = ŞİŞEDEN YAPILAN IŞIK

ŞAPALAK: ELİ AYAGINA DOLAŞMAK

 

ŞEFÜK = HAFİH

ŞELEK = SIRTTA TAŞINAN PAZAR SEPETİ


SöYKENMEK=UZANMAK

 



 

TAKAT=GÜÇ


TAFLAN = KARAYEMİŞ 

TAM = HAYVAN YİYECEĞİ KONAN KÜÇÜK YAPI

TEREK = MUTFAK DOLABI

TEKEL TOSMAK = YUVARLANMAK

TIMAN = DON


TIINMAK:KARDA ERBİSELERİYLE KAYMAK

 

TİVSİ = BALIK YAVRUSU

TIRMIT = MANTAR

TORSUMA = KÜF TUTMA

TOSARMAK = SURAT ASMAK

TEVEKEL = GARİBAN-MÜLAYIM, SAF

 

TULUPUK = KARA LASTİK

 



 

UÇKUR = DON BAĞI

 

URGAN = HALAT

 


 

ÜÜL=CİVCİV YEMİ



ÜRMEK = HAVLAMAK


ÜĞRÜMEK=SALLAMAK

 

ÜRKÜNMEK=TAKLİT ETMEK

 



 

 

VAKIRTU = GÜRÜLTÜ

VICIRTMAK = SULU ÇAMUR

 



 

YİĞİDİN=DAĞDA YETİŞEN YABANİ OT

YAL = HAYVAN YİYECEĞİ

YALU = ÇARŞI

YAMALIK = BEZ PARÇASI

 

YANYAPILDAK=FAKİRLİKTEN ÜZERİNE ELBİSE GİYEMEMEK

YAYKIN = KIZIL AĞAÇ

YARYAPIŞIK = ÇOK ACIKMIŞ

YERÜSTÜ = EVLERDE HOL

YEYNİK = HAFİF

YELGİBİ = HIZLI GİTMEK (KAÇMAK)

YIFLAN = ESNEK

YÜĞLEMEK = SİVRİLTMEK- YONTMAK

YONGA = ODUN PARÇASI

 



 

ZABAÇÇAK = YARIN

ZAHRA = UN  

DARU=MISIR

ZEBİL = ÇOK

ZEETTEN = AKŞAM –GECE

ZIBARMAK = öLMEK- YATMAK

ZIBIÇ = SAP

ZİFİR =KARANLIK

ZAT =OLMAYAN

 

ZIRIFTA=HAMURİŞİ EKMEK

 


 

 

NOT:Sözlükte olmayan kimi kelimeler tarafımdan ilave edilmiştir.



Anılar-Yaşananlar    16.07.2012

Ahmet Kaçar Taburcu oldu

   

    

"Anar Ömrümce Gönül, Unut Beni, Hayal Dolu Bir Gençlik "gibi eserlerin söz ve güfte sahibi Ahmet Kaçar, taburcu oluyor.Kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle önce Giresun Devlet Hastanesi'ne oradanda Trabzon Tıp Fakültesi Hastahane'ne kaldırılan ve kalbine pil takılan Ahmet Kaçar, taburcu oluyor.Bizde www.gorele.com.tr ve www.radyogorele.com ailesi olarak ünlü şairimiz Ahmet Kaçar'a Allah'tan acil şifalar dileriz.

 

 

 

 Ahmet Kaçar Kimdir?

 

1926 Yılında Görele’nin Çürükeynesil (Şimdiki Sağlık Köyü) köyünde doğdu.


İlkokulu Göreele’de,Orta Okulu Giresun’da bitirdi.İkinci Dünya Şavaşı’nın yokluk yılları nedeniyle Trabzon Lisesi’ndeki eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı.


İlk şiirini ilkokul son sınıfta iken yayınlandı.Müzikle ilgilenerek klarnet ve ud öğrendi.Askerlik dönüşü başladığı Eynesil Tapu Sicil Memurluğu’ndan emekli oldu.1953 yılında Göreleli Güzelhan,bestekar ve koro şefi Kemal Gürses “ Hayal Dolu Bir Gençlik “isimli güfteyi besteledi.Bu ilk besteden sonra Şükrü Tunar,Selahattin İnal,Avni Anıl gibi bestekarlar ve kendisi tarafından 70’e yakın güftesi bestelenmiştir.


Bu bestelerden bazıları “ Hayal Dolu Bir Gençlik,İlk Göz Ağrısı,Anar Ömrümce Gönül,Unut Beni,Dinmez Hicran Yarası”dır. 


Şair Lirik şiirleri yanı sıra Türk şiirinden az dörtlükler ve özellikle düşünsel tarafı ağır basan taşlamalar yazmıştır.Şiirleri 1963 Kimbilir,1984’de Yalancı,1995’de Son Ufuklar adlı kitaplarda yayınlamıştır.Tüm şiirlerini şu an basıma hazırlanan” Yıllar” İsimli Kitapta Toplanmıştır.

Ahmet Kaçar, Giresunumuz’un yetiştirdiği önde gelen şairlerden biridir. 
Görele’nin Çürükeynesil (Sağlık) köyünden olup, bugün 83. baharını (sonbaharı kendisine yakıştıramıyorum) yaşamaktadır. 
Türk Musıkisi klasikleri arasına girmiş olup; başta merhum Sanat Güneşi Zeki Müren olmak üzere, onlarca sanatçı tarafından radyolarda, televizyonlarda, gazinolarda ve tüm müzikhollerde yorumlanan “Unut Beni Kalbimdeki Hicranla Yalnız Kalayım”, “Anar Ömrümce Gönül Giden Sevgilileri”, “Hayal Dolu Bir Gençlik Ümit Dolu Bir Aşk Bitti”, “Sitemler Örüyor Kaderin Ağı”, “Kederli Günleri Sensiz Yazımın”…gibi şarkıları duymayanınız yoktur sanırım. 
Bunlar da dahil TRT Repertuarında kaydı olan 20’nin üzerindeki şarkıya söz yazarı olarak imzasını atmıştır, Ahmet Kaçar. 
İşte en tanınmışlarından ikisi:
Makam:Rast, Beste: Şükrü Tunar 
“Unut beni kalbimdeki hicranla yalnız kalayım, 
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım. 
Bu kaçıncı söz verişin,söyle nasıl inanayım, 
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım.” 
Makam Uşşak, Beste Şükrü Tunar 
“Anar ömrümce gönül giden sevgilileri, 
Bilmez biçare kalpler, giden dönmez ki geri. 
Gözüm yollarda kaldı bunca yıllardan beri, 
Bilmez biçare kalpler, giden dönmez ki geri.” 
Besteler de yapmaktadır zaman zaman. 


O aynı zamanda eşine ender rastlanır bir “Taşlama” ustasıdır da… 
Hemen hemen her sayımızda bir dörtlüğüne yer vermeye çalıştığımız Ahmet Kaçar’ın yüzlerce belki de binlerce taşlaması mevcuttur. 
Her birinde şiir sanatının incelikleri vardır, felsefe vardır, mizah vardır… 
Bir taraftan gülümsetirken, diğer yandan da düşündürür. 
Hemen hepsi de “taşı gediğine koyan” cinsindendir. 
Buyurun birkaç örnek de taşlamalarından: 
“İşitmesin hane halkı sekiz şiddetinde azar; 
Nasibi kısmet olursa, ilk temeli atacağız. 
Haftanın beş günü dahil, cumartesi ve pazar; 
Minare gölgesi alıp, davul tozu satacağız!”

“Harcandı altın paralar, ithal kavak suntasına; 
Batı ense tıraşında, Şark yeni salkım saçaklı. 
Her gün ayar borcumuz var, Tahtakale cuntasına; 
Bedava mal verdiğimiz tüccar, bizden alacaklı!” 
Kaçar’ın en belirgin özelliklerinden biri de, hoşsohbet, hazırcevap ve nüktedan olmasıdır. 
Dost halkası çok geniştir. 
Eskilerin tabiriyle, “nev-i şahsına münhasır” bir insandır. 
Sözüne, sohbetine doyum olmaz. 
Her sorunuza anında nükteli cevaplar verir. 
Hiçbir lafın altında kalmaz; ne yapar, eder taşı anında gediğine koyar. 
Hayatla dalgasını geçen rind bir insandır. 
Hiçbir şeyi kendine dert etmez. 
Dilediği gibi yaşar. 
Dost halkası çok geniştir. 
Eski adı Çürükeynesil olan Sağlık köyünün hakim bir tepesinde özene-bezene yetiştirdiği güllerle, çiçeklerle bezeli mütevazi evi, her zaman dostlarının akınına uğrar. 
Şimdi bir anının tam yeri. 
“Birgün gazeteci Yaşar Çakır, Şair Bahtiyar Dayımoğlu, Mimar Uğur Karaibrahimoğlu…gibi dostları Giresun’dan Ahmet Kaçar’ı ziyarete gelirler. 
Kaçar’ın çevresindeki göz okşayan yeşilliğe hayranlık dolu bakışlarını odaklayan konukları, “üstad” der: 
-Burada ne kadar çok yeşillik var; ne yapıyorsun bu kadar otları? 
Cevap gecikmez: 
-Buraya sadece siz gelmiyorsunuz ki!” 
Benim de yakın dostum; daha doğrusu sevdiğim, saydığım bir büyüğüm, ağabeyimdir. 
Yıllık izinlerimde memleketim Görele’ye her gidişimde, onun bir numaralı uğrak yeri (tabi bizim de…) olan fotoğrafçı Fikret Ak’ın dükkanının önünde mutlaka bir araya gelir, bol bol geyik yaparız.
Hani, “Üzüm üzüme baka baka kararır” derler ya… 
Üstadın sayesinde zamanla biz de hazırcevaplar sınıfına terfi etmeye başladık galiba! 
İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerin barajlarında ne kadar su kaldığının ülkenin 
birinci gündem maddesini oluşturduğu sıcak bir Ağustos günü. 
Sevgili Fikret’in dükkanının önünde her zamanki gibi havadan sudan konuşuyoruz. 
Havadan-sudan dediğimize göre… 
Sudan başlayalım önce. 
Bir ara bana dönüp, “Seyfullah” diyor: 
-Acuk bekle,bi su dökünüp geliyum. 
“İlahi Ahmet abi” deyip,taşı hemen gediğine koyuyorum: 
-Millet susuluktan kırılıyor,sen su dökmeye gidiyorsun.Ayıp olmuyor mu?!
Tabi hep beraber basıyoruz kahkahayı. 
E, Ahmet Kaçar gibi bir laf cambazına da böyle anlayacağı dilden cevap verilir, di 
mi! 
Şiirleri; “Kimbilir”, “Yalancı”, “Son Ufuklar” ve “Bütün Şiirleri” adlı dört kitapta toplanmış olan büyük üstad, 
Kaçar'ın TRT repertuarına girmiş 30'dan fazla eseri var. Çalışmalarını yalnız yaşadığı evinde sürdürüyor. 

Kaçar Zaman Zaman Kendisi İçin de Şiir Yazıyor 

Bakın kendisi için yazdığı şiire:
Bir suçlu gibi dağlar,bakıp dönüyor arka; 
Görmek istemediği biri geçermiş gibi. 
Peşim sıra dizilmiş,gölgeler korka korka, 
Tekrarlıyor adımı bana dön,dermiş gibi.

Ahmet Kaçar’ın Hayatı (1926- ) 

Ahmet kaçar 1926 yılında Görele’nin sağlık köyünde doğdu. İlkokulu Görele merkez ilkokulu’nda bitirdi. 

Kaçar’ın evi bugün bile otoların çatlarcasına zorlanarak tırmanabildiği taşlı topraklı bir yoldan ulaşılan ve etrafına hâkim olan tepededir. 

Çillioğlu Mahallesi’nin bu fakirhanesinde, günümüzden elli altmış yıl öncesi bütün imkânsızlıkları içinde okumaya çalışan Ahmet, lise çağına kadar tahsilini devam ettirir. Lise Trabzon’ dadır ve köy delikanlısı Ahmet, okuyabilmek için şehirde barınmak zorundadır. Ailenin maddi sıkıntısı pek fazladır. Ayakta kalabilmek için çare arayışları artar. İşsiz bir köylü olan babası iş bulmak niyetiyle Samsun taraflarına gider ama geriye ne bir haber ne de kendisi gelir. Hassas delikanlının maddi yoksulluğuna rağmen bir de babasızlık eklenir. Liseyi terk eder. 1953 yılında Tapu Sicil Memurluluğuna başlar ve hiç evlenmeden 1984’te Eynesil’de emekli olmuştur.
Göreleli ünlü bestekâr ve koro şefi, Çetin Temel ‘in Görele ‘ye geldiği günlerde Ahmet Kaçar'dan bir şiir almasıyla 1953 yılında Ahmet Kaçar’ın ilk şiiri bestelenir. Kemal Gürses’in Acemkürdi makamında bestelediği “hayat dolu bir gerçek” isimli şarkısını dönemin ünlü sanatçılarından Perihan Altındağ Sözer’in okumasıyla besteciler Ahmet Kaçar’a mektuplar göndermek suretiyle güfteler isterler. Şükrü Tunar’ın 1958’de bestelediği Ahmet Kaçar güfteleri oldukça beğeniliyor ve Ahmet Kaçar’a diğer bestekârlardan güfte talepleri artar. 

Şimdilerde eskiye nispetli belki daha derin bir yalnızlığı teneffüs eden bestekâr Şair ,tepede bir kartal yuvasını andıran küçük fakirhaneyi, usta bir bahçıvan titizliğiyle manolya ve güller içinde yaşamını sürdürüyor. 

Ahmet Kaçar duygusal şiirlerinin yanında mükemmel bir taşlama ve hiciv ustasıdır. Günlük hayatında şakacı ve nüktedan tavrı ve taşlamalarla sanatsal boyuta ulaşmıştır ve Kaçar’ ın dörtlükleri yerel gazetelerde de yayınlanmaktadır. 

Kaçar’ ın Şiirlerinden Bazıları 

Ömrü bir yaz süren çiçekler gibi, 
Bu hazan ilinden geçer giderim. 
Bırakıp toprağa verdiği rengi, 
Bir taş korkusuyla geçer giderim. 

Çatısız şu tavan altında müphem, 
Bedenim üstüne yığılan gölgem, 
Belki güleceğim belki hep alem, 
Kaderim böyleymiş çeker giderim. 

Yığılıp üstüme ebedi hüzün, 
Gece ışığından ayrı gündüzüm, 
Gidip de baharım gelince hüzün, 
Ben de herkes gibi biçer giderim. 

Anar Ömrümce Gönül 

Söz: Ahmet Kaçar 

Müzik: Şükrü Tunar 

Anar ömrümce gönül giden sevgilileri, 
Bilmez biçare kalpler giden dönmez ki geri. 
Gözüm yollarda kaldı bunca yıllardan beri, 
Bilmez biçare kalpler giden dönmez ki geri. 

Hayal Dolu Bir Gençlik 

Söz: Ahmet Kaçar 

Müzik: Kemal Gürses 

Hayal dolu bir gençlik, ümit dolu bir aşk bitti. 
Bülbül bile goncaları hıçkırıkla terk etti. 
Çiler bülbül, gider bülbül, ayrılık… 

Sevda yaman bir çile, çekerim bile bile, 
Ayrılıyoruz artık ey yolcu güle güle. 
Çiler bülbül, gider bülbül, ayrılık… 

Hayat esen bir rüzgar, onun peşinde yıllar 
Sürünürüz bilmeden neden Allahım neden ayrılık 
Çiler bülbül, gider bülbül, ayrılık… 

Kimbilir 

Belki bir gün dudağın adıma takılacak 
Yine eski şen dille anar mısın kimbilir 
Vuslatsız bir baharla senden ayrı kalacak 
Ayrı geçen günlere yanar mısın kimbilir. 

Yaşla dolacak gözün artık umut yerine 
Korku başka bir dudak takacak ellerine 
Sabahsız bir gecenin doğmayan seherine 
Sen de hülyalarını sarar mısın kimbilir. 

Taşırken martıların rengini akşam suda 
Seni atmak istesem kalbimde son hududa 
Hakikat değil artık hayal olsun uykuda 
Beni bir an koynunda sanar mısın kimbilir. 

Ay doğarken ufukta ben de mehtabı anar 
Düşünürüm gurbetin ne gamlı akşamı var 
Belki seni de şimdi hicran sarar 
Belki gözlerin yaşlı ağlar mısın kimbilir.
Nereye 
Bu kırık kalple üzgün bir sonbahar akşamı 
Rüzgârın ittiği dallar gibi nereye? 
Başlangıcı ve sonu bilinmeyen zamanı 
Bitirmek için geçen anlar gibi nereye? 

Aldattın bunca sene kendini sevdalarla 
Dolu şimdi de için acı hatıralarla 
Bir defter sayfasında bırakılmış yaşlarla 
Mazide unutulmuş yıllar gibi nereye? 

Bilinmez geceler mi yoksa gündüz mü erken 
Dönüşsüz bir gidiş bu gelen yok o menzilden 
Artık tükendi diye güzler ümitlenirken 
Son sanıp da bitmeyen yollar gibi nereye? 

Kendini bir alevin kucağında bulacak 
Koparılmış bir yaprak acısında solacak 
Yağışı karanlığın son yağmuru olacak 
İklimini şaşırmış karlar gibi nereye? 

Unut Beni 

Söz: Ahmet Kaçar 

Müzik: Şükrü Tunar 

Unut beni kalbimdeki hicranla yalnız kalayım, 
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım. 
Bu kaçıncı söz verişin söyle nasıl inanayım, 
Kimsesiz bir yavru gibi kucağında ağlayayım 
Görele'nin Sağlık Köyünde yaşayan Ünlü şair Ahmet Kaçar, yaklaşık onbeş yıl sonra Görele sahilinde gezintiye çıktı. Haftada dört gün hiç ama hiç aksatmadan Sağlık köyündeki mütavazi evinden Görele'ye inen ve burada sadece başta fotoğrafçı Fikret Ak'a ve matbaacı Cem Karaahmetoğluna uğrayan Ünlü şair, yıllar sonra yeniden düzenlenen sahil yolunu görünce oldukça şaşırdı. Yeni yapılan sahil yolunu görünce eve yaya gitmeye karar veren Ahmet Kaçar'ın spor hayatı yüz metre sürdü. Foto Fikret Akın'ın zorla arabasıyla gezintiye çıkardığı şair Ahmet Kaçar yeni yapılan yolları ve sahili görünce muzipliğini de bırakmadı. Yanında bulunan Fikret Ak'a ''Ula Fikret haburalar ne güzel olmuş, bizim köyden daha güzel '' diye söyledi.
Yolların ve sahilin güzelliğini gören Ahmet Kaçar yaya olarak evine gitmeye karar verse de seksen yaşın verdiği yorğunluğa fazla direnemedi ve yaklaşık yüz metre yürüdükten sonra kendisini takip eden Fikret Ak'la beraber yine eve arabayla dönmek zorunda kaldı.. 
Sağlık köyü kıyıya çok uzak olmamasına rağmen eskiden at yarışlarının yapıldığı bir küçük düzlüğü bulunan tepelik bir mevkidedir. Kaçarların evi bugün bile otoların çatlarcasına zorlanarak tırmanabildiği taşlı topraklı bir yoldan ulaşılan ve etrafına hâkim olan tepededir. Çillioğlu mahallesi’nin bu fakirhanesinde, günümüzden elli altmış yıl öncesi bütün imkânsızlıkları içinde okumaya çalışan Ahmet, lise çağına kadar tahsilini devam ettirir. Lise Trabzon dadır ve köy delikanlısı Ahmet, okuyabilmek için şehirde barınmak zorundadır. Ailenin maddi sıkıntısı pek fazladır. Ayakta kalabilmek için çare arayışları artar. İşsiz bir köylü olan babası iş bulmak niyetiyle Samsun taraflarına gider ama geriye ne bir haber nede kendisi gelir. Hassas delikanlının maddi yoksulluğuna rağmen bir de babasızlık eklenir. Liseyi terk eder. 1953 yılında Tapu Sicil Memurluluğuna başlar, 1984’te Eynesil’de emekliye ayrılır. 

Derya gönüllü şair, tadımlık sevgilere rağbet etmemiş olacak ki hiç evlenmemiştir. 

Göreleli ünlü bestekâr ve koro şefi, Çetin Temel ‘in Görele ye geldiği günlerde Ahmet Kaçar'dan bir şiir almasıyla 1953 yılında Ahmet Kaçar’ın ilk şiiri besteleniyor. Kemal Gürses’in Acemkürdi makamında bestelediği “hayat dolu bir gerçek” isimli şarkısını dönemin ünlü sanatçılarından Perihan Altındağ Sözer’in okumasıyla besteciler Ahmet Kaçar’a mektuplar göndermek suretiyle güfteler istiyorlar. Şükrü Tunar’ın 1958’de bestelediği Ahmet Kaçar güfteleri oldukça beğeniliyor ve Ahmet Kaçar’a diğer bestekârlardan güfte talepleri geliyor. 

Şimdilerde eskiye nispetli belki daha derin bir yalnızlığı teneffüs eden bestekâr sair tepede bir kartal yuvasını andıran küçük fakirhaneyi, usta bir bahçıvan titizliğiyle manolya ve güller içinde aşiyan haline getirecek kadar verimli bir tabiat sevgisine ve ince çevre zevkine sahiptir. 

Ahmet Kaçar duygusal şiirlerinin yanında mükemmel bir taşlama ve hiciv ustasıdır. Günlük hayatında şakacı ve nüktedan tavrının yerdi ve taşlamalarla sanatsal boyuta ulaşmıştır. 

Görele’nin sağlık köyünün en üst noktasındaki geleneksel yapıdaki bir köy evinde duygularıyla, ilham perileriyle, şiirleri ve besteleriyle baş başa yaşamaktadır. 

Göreleli hemşerimiz merhum bestekar Fethi Karamahmudoğlu’nun görüş- 
leri de şöyle, Ahmet Kaçar’la ilgili: 
‘’Karmaşık duyguların arasına çekinmeden ve kaybolma kaygısından uzak 
dalışındaki cesaret yanında, herkesin en çok kullandığı kelimeleri dizişin- 
deki kendine özgü maharet onun en şaşırtıcı yönleri…’’ 

ÜNLÜ ŞAİRİMİZ AHMET KAÇAR'IN BAŞINA GELENLER !
ŞAİR BASRİ BAYRAM HİKAYESİ 

1975 Yılında geçen hoş bir hikaye. 

Görele'nin ünlü şairi Ahmet Kaçar'ın olduğu yer espriden geçilmez. 

Çocukluk arkadaşı Basri Bayram ile şakalaşırken bulduğumuz şairimiz gene ortalığı kırıp geçiriyordu. 

"Ne oluyor Ahmet amca" diye sorunca başladı anlatmaya. 

"1975 yılında ben Eynesil Tapu Müdürlüğünde çalışıyorum ve bir yandan da yazdığım şiirleri Hürriyet gazetesine gönderiyorum. Ne kadar şiir gönderdiysem bir türlü yayınlanmadı, halka pek önem vermiyorlardı. Bunun üzerine bende Çorum 2.Noterliği yapmakta olan Noter Basri Bayram ismiyle bir şiir gönderdim"... 

Bu arada bizi dinlemekte olan Basri Bayram amca gülmekten kendini alamıyor ve söze devam ediyor. 

"Birgün banka müdürü bana telefon etti. O zamanlar aylık gelirimiz 200 lira civarında ve bana Hürriyet gazetesine yazdığım bir şiirden dolayı 2.000 lira telif parası gönderildiğini ve bankaya gelip almamı söyledi. Bir an tereddüt ettim, çekindim ve benim işlerim bir hayli fazla acaba görevli bir arkadaşı göndersem ona verebilir misiniz? deyince, "neden olmasın, gönderin verelim" dedi ve gerçektende parayı gönderdi. 

O gün bütün arkadaşları toplayıp ziyafet verdim ama nafile para bir türlü bitmek bilmiyor!" 

O arada söze giren şairimiz Ahmet Kaçar, 

"Basri Bayram'ın servetinin temelinde benim param vardır,ona hakkımı helal etmiyorum" diyor ve Basri Bayram amca gülmekten yerlere yatıyor.
"Gel helallaşalım Ahmetçiğim" diyor. 

Aslında acelemiz var,Görele'mizin (canti) beyefendi avukatlarından Muzaffer Keloğlu'nun cenazesine gitmemiz gerekiyor. 

"O zaman şu çay paralarını bari ver" diyor Ahmet Kaçar ve Basri Bayram amca çayları ödüyor ve hikayesine devam ediyor. 

Basri Bayram Noter olduğundan Noterler toplantısına iştirak ediyor ve orada bir noter ayağa kalkıyor, "aramızda şair Noterimiz Basri Bayram var" diye Basri amcayı herkese şair olarak takdim ediyor.
Basri amca ne diyeceğini bilemiyor, mahcup oluyor. 

Güle oynaya bunları konuşurken kalkıp cenazeye katılmak üzere merkez Hasanağa camisine doğru yola koyuluyoruz. 

Yolda Ahmet Kaçar'ı görenler boynuna sarılıyor, Görele'liler şairlerini seviyorlar. 
Eserlerine ve geçmişine ait çok fazla söz söylemekten kaçınan Kaçar, 'Unut beni' isimli eserini Zeki Müren'den dinlediğinde kendi eseri olmasına rağmen tanıyamadığını, adeta ayakların yerde kesildiğini aktardı. Eserlerinden kayda değer bir telif hakkı almadığını, Zeki Müren'in de kendisine yardımcı olamadığını dile getiren Kaçar, "Aslında o da garibandı." diye konuştu. 
'Anar ömrümce gönül' adlı artık unutulmazlar arasına giren eserinde "Anar ömrümce gönül giden sevgilileri/ Bilmez biçare kalpler giden dönmez ki geri/ Gözüm yollarda kaldı bunca yıllardan beri/ Bilmez biçare kalpler giden dönmez ki geri" diyen Kaçar, kendisine sorulan sorulara da "Biz geldik söyleyeceğimizi söyledik artık yeni gelenler söylesin" diye de ekledi. Kaçar'ın hiciv biçimindeki bir şiiri ise şöyle: "Bilmez damdaki kemancı mehterin vurduğu marşı/Susar en coşkun yerinde gösterisi esse yapar/ Öyle hassas bir milletiz ki güzel sanatlara karşı/ Körlerimiz renkli resim sağırlarımız beste yapar.

Haber: Ali Dursun

 

Haydi sarılın kaleminize...Duygularınızı paylaşın, hatıralar canlansın.




0 Yorum - Yorum Yaz